19 Ara 2009

Kırık Ayna...Kan...



Gereksiz bir koşuşturmaca içindeyim bir süredir. Aslında bu koşuşturmaca bir kaçış, kurtuluş çabası birşeylerden. Sürekli sadece eğlenip, gülebileceğim arkadaşlarımla birlikte olmayı seçtim bu süreçte. Diğerlerine zaman ayıramama sebebim; bencillik, ama yapmazsam kendimde belki de tamirsiz yaralar açabileceğim sonucunu getirecek bir bencillik. Odamda kendimle başbaşa olmayı seçtim başlarda ama bu başbaşalık, aynı zamanda saçbaşalık durumunu da getirmeye başladığında farkettim acilen çıkmam gerektiğini... Kendime ilk tokatım, büyük bir haksızlık sonrasında patladı... Sonrasında, odadaki tek aydınlanma aracım olan masa lambasını kısıp uzandım yatağıma kulağımda müziğimle. Listemdeki hareketli parçaları hızlı hızlı geçiyor, en yavaş olanlarında duruyordum. Hayallere dalarken, onlara eşlik eden en güzel melodiler onlardaydı çünkü... Dört dakikanın sonunda belki de kurduğum dört yıllık hayal de son buluyordu. Dinledikçe, olumsuz şeyler görmeye başladığımı fark ettim. O (dört) dakikalar can yakan zamanların geri sarılarak tekrar tekrar izlendiği dakikalardı sanki... Müzik çalarımın pili bittiğinde yedim yumruğu suratıma... Şarja takmak için kalkmak istedim, ama doğrulmakta o kadar zorlandım ki, daha fazla gücüm olmadığını anlayıp bıraktım tekrar kendimi kırışık çarşaflarımın üzerine...Gözlerimin açık olması kapalı halinden farksız gibiydi ve odayı hafif aydınlatan ışığa takılana kadar da anlamadım açık olduğunu... Elimi uzatıp son ayara getirdim daha net görebilmek için etrafımı... Hızla kalkıp elime geçen ilk şeyleri geçirdim üzerime. Çoraplarımı ararken ayağımda bir acı hissettim... Kırık aynanın parçalarından birisi batmıştı anlaşılan... Sokağa çıktım çabuk adımlarla...Daha yavaş yürümeye başladım sonra ama ellerimi cebime sokmayı o kadar çok istiyordum ki, şemsiyeyi yolun kenarına fırlatıp devam ettim ıslanarak...Üşüdüğümü farketmeden, ayakkabımın etrafa sıçrattığı çamurları seyrettim. Ayağım kanıyor muydu yoksa ayakkabımın delikliğinden dolayı giren sular mıydı içerideki ıslaklığa sebep, bilemedim... Arkadaşımın evinin kapısında bekledim bir süre... İçeriden durmaksızın gelen kahkahaların arasından kendiminkini seçmeye çalıştım, başaramadım... Duymayacaklarından emin bir şekilde bastım zile, açılmadı... Geri dönüp devam ettim ıslanmaya... Ama o kanlı oda olmamalıydı gideceğim yer... Diğer bir arkadaşımı aradım ve bir kafede oturup beklemeye başladım... Mutlu insanları görüp, kıskanacağımı ve nefret edeceğimi düşündüm, ama yalnızdım... Tedirgin bir yüz ifadesiyle geldi arkadaşım... Oysa kötü birşey yoktu, sadece gülüp, eğlenerek vakit geçirmekti amacım onu çağırırken. Israrla sebep sordu, ben de anlattım... Başa sardım yani tekrar o (dört) dakikaları... En iyisi gidip kanları temizlemek diye düşünüp, kırık aynalı odaya döndüm değişmemiş bir ruh haliyle beraber... Kapıyı çaldım, sinirli bir şekilde karşıladım kendimi... Yatağa yönelmiştim, tam bırakacakken kendimi, çektim kollarımdan sandalyeye doğru... Sert bir hamleyle oturttum... Karşıma alıp konuştum... Ben de dinledim... Anlattım... Öğütler verdim... Ağladım... Kızdım... Ve kalktım... En güzel kıyafetlerimi seçerek, giydim... Bütün arkadaşlarımı arayıp buluşma saati verdim ve ilk ben gittim buluşma yerine... Güldüm...Eğlendim...Bencillik yaptığım arkadaşlarımdan af diledim...Gece geri döndüm kansız, yeni aynalı odama... O (dört) dakikaları sildim müzik çalarımdan, yeni dakikalar yükledim dinledikçe güldüren... Ve anladım... Anladım ki; güvenmemeli ona... Bir an önce çıkarıp atmalı beynimden... Ve yaptım... Beynimden, kalbimden değil belki ama, gözlerimden attım onu, kapadım bir daha da girememesi için...

6 YoRuM:

SeRiOuuS dedi ki...

Doğruya ulaşmak için ilk adım özünden geçmek bence, özünü dinlemek.
Çünkü gerçekler sadece orda, hayatın yanıltıcılığından arınmış yapılması gerekip çeşitli nedenlerle arkalara itilmiş doğrular.
Son günlerde sende gördüğüm rahatlığı buna bağlıyorum, doğruyu bulmana. ha şu yeni güldüren dakikalarında bir + sı olmuştur tabi.
Daima gül arkadaşım, hakediyosun!

bariisss dedi ki...

Ah Seriouus'cuğum şımartıyorsun beni... :)

Breakfast On Xibalba dedi ki...

çok güzel yazmışsın :)

beenmaya dedi ki...

önce gözler bırakırmış sevgilinin ellerini diye bir şarkı vardı...

bariisss dedi ki...

/beenmaya/: doğru bir sözmüş :)

sufi dedi ki...

Gözün sevgiliyi bırakması çözüm mü? Gönlün gözleri hep açık çünkü.